Habeşistan İzlenimleri*

HABEŞİSTAN’DAN ( ETİYOPYA’DAN) İZLENİMLER

Çatı Derneğinin Aralık ayı konferansı Memur–Sen Genel Sekreteri ve aynı zamanda Toç Bir-Sen Genel Başkanı Günay KAYA’nın katılımıyla 23Aralık Cuma Günü Çatı-Der Ihlamur Konferans salonunda gerçekleştirildi.

Kurban Bayramını İHH ile beraber ailesinden, akrabalarından, ülkesinden uzak bir diyarda Hz. Bilal’in Memleketi, Hicretin İlk Diyarı Habeşistan’da ki Müslüman kardeşlerimizle beraber geçiren Günay Kaya yağmura rağmen konferans salonunu dolduran Çatı-Der gönüllülerine Habeşistan’da kaldığı sürece yaptıkları yardımları ve izlenimlerini paylaştı. Kaya özetle şunları anlattı;

“Batılılar Etyopya’yı sömürgeleştirmek için çok uğraşmışlar ama Afrika kıtasında sömürgeleştiremedikleri tek ülke Etiyopya 1935’li yıllarda bağımsızlık savaşı vermişler. Otomatik silahlı batılı askerlerin karşısına kılıçla, sapanla, kamalarla mücadele verilmiş ama teslim olmamışlar. Batılılar ülkeden sadece Eritre’yi koparabilmişler. Etiyopya demografik olarak 80 milyona yaklaşan nüfusu, 41 etnik gruptan ve onlarca kabileden oluşuyor. Nufusun % 55’i Müslüman, %40’ı Hristiyan, %5’i ise yerli kabile dinlerine mensup. Hristiyanlar azınlıkta olmasına rağmen merkezi ve yerel yönetimler hristiyanların elinde bulunduruluyor. Etiyopya batı sömürgesi değil ama batılıların hiçbir biçimde ihmal etmediği bir ülke. Etiyopya istihbaratını İsrail istihbarat örgütü Mossad şekillendirmiş eğitimlerini vermiş.

Onun için her adımımız devletin kontrolü, gözetimi altında. Ama bizler son anımıza kadar daha çok yoksula, mağdura ulaşmak için her imkanı sonuna kadar kullandık. Nüfusun %16’sı şehirlerde %84’ü kırsal kesimde yaşıyor. Şehirleşme oranı çok düşük. Bu anlamda Etiyopya bizde Cumhuriyetin kuruluş yıllarının çok gerisinde. Burada nüfusu 5-6 binleri bulan yoksul, sefalet içinde yüzlerce köy var. Her tarafta sırtlarında ağır çantalarıyla tozun, toprağın içinde koşturan, çırpınan, inşaatlarda 1-2 dolar gündelikle dolu kum torbaları, harç taşıyan sefaletleri içimizi parçalayan siyah kadınlar… onun için kurbanları yoksulluğun tavan yaptığı bu köylerde kesmeyi planladık.

Bayram namazını ARABATE’ denen ve onlarca mezrası olan bir köyde kılıyoruz. Köyün nüfusunu bilen yok. Köyde 7 den 70’e herkes kadın erkek demeden, hatta ağır hastaları bile kalaslarla derme çatma tutturulmuş sedyelerle meydana getirmişler. Tam bir bayram coşkusunda konuşmalar yapılıyor, kuranlar okunuyor. İlahiler söyleniyor. Önde erkekler, arkada çocuklar ve en arkada kadınlar bayram namazı için açık alanda kumların üzerinde saf tutuluyor. Çantamızda seccademiz var ama herkesin kuma secde ettiği bir yerde bizde cemaate uyuyoruz. Derisi siyah, yürekleri, insaniyetleri kar gibi ak insanların arasında ömür boyu unutamayacağım, bir bayram namazı kılıyoruz. Namaz sonrası adeta herkes tanıdık .Herkes dost ve kardeş.

Herkesle candan kucaklaşıp, yürekten bayramlaşıyor evrensel kardeşliğin tadını yaşıyoruz. Bayramlaşma sonrası binlerce insanın semaya yükselen tekbirleri eşliğinde İHH’nın burada keseceği bin kurbanın kesimi yapılıyor.İnsanımızın İHH’ya yaptığı kurban bağışı binlerce km. ötede toprak rengi aç insanlara ulaştırılıyor. Kurbanın maddi ve manevi havasını doya doya yaşıyoruz. Akşama kadar mezralarda kurban kesimine, garip insanları sevindirmeye devam ediyoruz. İkinci gün KUREYA’da ve mezralarda kurban kesimlerini yaptırarak emaneti verilen kurbanları tek tek kestirip, fakir,sefil, gariban insanlara dağıtarak, kurbanların hiçbir yerini israf ettirmeden bize verilen emanetin gereğini yapmaya çalıştık.

Etiyopya’da iHH’nın gerçekleştirdiği su kuyusu, hastane, yetimhane, eğitim ve burs v.b. onlarca projeyi yerinde görme fırsatı buluyoruz. Milletimizin yaptığı yardımların iHH eliyle orada ne büyük hizmetlere, hayırlara vesile olduğuna şahit oluyoruz.

 

Evet şartlar ağır, temizlik, gıda ve su ihtiyacı bakımından zorlanıyoruz. Ama o gariban, mazlum aç ve sefil insanlar
ın yanında olmak, ellerinden tutmak, evrensel kardeşliğin gereğini yapmaya çalışmak her sıkıntıya değiyor.

Şüphesiz bu yoksul, mazlum insanların bizlerin maddi ve manevi yardımlarına çok ama çok ihtiyaçları var. Ancak bizlerinde bu iç parçalayan sefillikten, fakirlikten, mazlumluktan, ayağı çıplak, elbisesi yırtık Afrika’nın, Etiyopya’nın siyah insanlarından çocuklardan, erkeklerden, kadınlardan çok dersler almaya ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizler her durumu bir imtihan olarak gören evrensel insanlığı, sorumluluğu ön gören bir medeniyetin müntesipleriyiz.

 

Daha söylenecek çok söz var. Ama biliyorum ki: bizler Habeşistan da ulaştığı

mız yüz binleri, kendi ifadeleriyle o yüz binlerde

Türkiye’yi, Milletimizi asla unutmayacaklar.

 

Anadolu’nun özgün bir bireyi olarak ülkemizden binlerce km. uzakta dünyanın ıssız, garip diyarlarında aç ve sefil, mazlumlarla hemhal olarak bayram geçirmek meğer ne kadar faziletli, ne kadar bereketli, meğer ne kadar da güzelmiş.” diyerek sözlerini tamamlayan Günay Kaya’ya Çatı-Der Genel Başkanı Hüseyin Öztürk tarafından Nureddin Yıldız’ın “İşi Vaktinden Çok Olanlar” kitap seti armağan edildi.

 1,058 total views,  1 views today